Merzifon'dan Ankara'ya Tartışmalar

Murat Bilge:~$ cat posts/Gençliğe Bir Mektup: Oysa Herkes Bir Yerdedi.md

Gençliğe Bir Mektup: Oysa Herkes Bir Yerdedi

Sevgili Geçmişteki Ben,

Eğer bu satırları o genç, aceleci ve her şeyi kesin bilmeyi hedefleyen halime ulaştıran bir zaman makinesi olsaydı, muhtemelen sadece yüzleşmek istediğim çok şey olurdu. Şimdi bu an itibarıyla, Ankara'nın bu ritmik uğultusu eşliğinde yazıyorum bunları; her şeyin bir yere varacağını, her düğümün bir çözüme ulaşacağını idrak etmiş bir yaşın dinginliğiyle. Ve sana yazıyorum çünkü o genç ben, hayatın ritmini bir yürüyüş temposu olarak değil, bazen de beklenmedik bir koşu temposu olarak algılıyordu.

Hatırlar mısın, her şeyi çok net görmek isterdin? Her olayın, o anki tüm değişkenlerin bilinmesi gereken bir denklem olduğunu düşünürdün. Sanki hayat, doğru değişkenleri bulduğunuzda kusursuz bir sonuca ulaşacak bir fizik problemiymiş gibi. Oysa sevgili gençliğim, yaşam böyle keskin, çizgisel bir bilim değildir; daha çok, mevsim geçişleri gibi, yavaşça rengini değiştiren bir tabloya benzer. Ve bu geçişlerde, her şey mükemmel bir matematiksel uyum içinde değildir; bazen sadece var olur, olduğu gibi kabul edilmeyi bekler.

O dönemlerde, bir olayın tesadüfen gerçekleştiğini düşündüğün her an, aslında ardında binlerce bilinçli çaba, küçük bir zamanlama hatası ya da tamamen duygusal bir beklentinin ürünüydü. Sen bu küçük detayları ya ya hep ya hiç diye yargılardın. "Bu olsaydı, bu olmasaydı..." diye bir ağırlıkla taşınırdı üzerinizdeki her karşılaşma, her uyumsuzluk. Sanki her tanışma, kariyerin gidişatını belirleyecek bir kritik dönemeçmiş gibiydi.

Sabrın Dinamikleri Üzerine Kısa Bir Not

Bu aceleciliğin en büyük bedeli, bazen en değerli bağlantıları yanlış zamanda, yanlış netlik seviyesiyle görmekti. Bir şeyi hemen kavramak zorunda olduğun yanılgısı, onu sindirme sürecini baltaladı. Deneyim, yalnızca olayın yaşanmasıyla değil, o olayın yaşandıktan sonra tekrar tekrar zihinde dönüp alınarak katmanlandırılmasıyla olur. Sen her şeyi ilk seferde bitirmek isterdin; bütün bağlamı, bütün ironik katmanları o an içinde çözmek isterdin. Ama hayat, o ince sabırla örülmüş bir halı gibidir; tüm renklerini ve dokularını görmek için ona zaman vermen gerekir.

Şimdi anlıyorum ki, bazı "rastlantılar", aslında en derin bilinçaltımızın ya da kolektif ruhumuzun bizi doğru yere yönlendirme çabasıydı. Oysa sen, bunu sürekli olarak dışsal bir şansın ya da kozmik bir şakaya bağladın. Bu bir hata değil, sadece bir perspektif sorunu. Filtren çok ağırdı, o ince ayarı bulamadın.

Bu yüzden sana sesleniyorum: Dur. Nefes al. Olayın bütününü aynı anda görmezsen bile, o anki hissinin değerli olduğunu kabul et. Bilinçli bir gözlemci olmanın gereği, her şeyi hemen kaydetmek değil; önce onu büyük bir dinginlikle çerçevelemek ve sonra, gerekli olan o sabırlı, yıpratıcı okumayı yapmaktır.

Her şey yerli yerinde olacak. Sadece bazen, o yerin bulunması acele etmeyi gerektirmiyor, aksine, en derin huzurla oturmayı.

Murat Bilge