Merzifon'dan Ankara'ya Tartışmalar

Murat Bilge:~$ cat posts/Oysa Her Rastgelelik Bir Altyapı Sorunundan Kaynaklanır.md

Oysa Her Rastgelelik Bir Altyapı Sorunundan Kaynaklanır

Bu sabah yine o tanıdık bir tür boşluğun ortasında oturuyordum. Pencereden baktığımda, Ankara’nın o tanıdık kış güneşiyle yıkanmış gri tonları vardı. Sanki şehir, üzerindeki tüm aceleciliğin yükünü atmış da, en yalın haliyle var olmaya karar vermişti. Benim bu anlarda yaptığım şey daima buydu; kaosu, bir sonraki büyük denklemin sessiz öncüsü olarak incelemek. Bir öğretmenlik yıllarımdan kalma o sabırla, ömrünün büyük bir kısmını kuramın sunduğu yapıların ardında geçirmiş biri olarak, çoğu zaman bu "rastgele" görünen olayların altında ezberlenmesi gereken bir mantık zinciri ararım.

İnsanlar genellikle hayatın veya büyük olayların döndüğü bu döngülerden bahsederken, sanki her şey büyük bir yazgının kağıt üzerinde aceleyle karalanmış son cümlesiymiş gibi bir hava yaratırlar. Oysa ben, özellikle teknik bir altyapıdan gelene kadar olan eğitimimle şunu biliyorum: Görünen o büyük, anlık felaket ya da beklenmedik güzellik, genellikle basit bir parçanın kaymasından ibarettir. En ufak bir vidayı gevşetmek, tüm yapıyı sallayabilecek kadar yeterlidir.

Geçmişteki bir projemi hatırlıyorum da, bu sabahki düşüncelerimi tetikledi. Üniversitedeyken üzerinde çalıştığımız bir makine vardı; karmaşık, birbirine geçmiş parçalarla vücut bulmuş, sanki yaşayan bir organizma gibiydi. Her şey kusursuz çalışırdı, ancak bazen en beklenmedik bir anda dururdu. Durmanın sebebi ne olurdu bilinmezdi, çünkü dışarıdan bakıldığında o anki girdi parametreleri mükemmel görünürdü. Sorun her zaman ya bir mikro titreşimden, ya da o karmaşık sistemin en göz ardı edilen küçük bir bağlantı noktasında gizli olurdu. Ya da benim gibi, bütün sistemi kuran kişinin o günkü küçük bir dikkatsizliğinde.

Ve işte burası ilginç oluyor. Toplum dediğimiz bu büyük makine de böyle değil mi? Bizler, günlük koşturmacanın ortasında, ekonomiyle uğraşanlar, siyasetle nefes alanlarız. Herkes büyük resmi görür: enflasyon var, politikadaki bu hamle bizi buraya getirdi, sosyal dengeler böyle kaydı. Hepimiz büyük, kaçınılmaz gibi görünen o "Sonucu" tartışıyoruz. Ancak ben geliyorum ve diyorum ki, bu büyük sonucun altında yatan o incecik çatlak nerede? Bu sabahki sessizlikte, kendi kafamda bu çıtırtıyı dinliyordum. O çatlak; aceleyle atılan bir karar değil, belki de çoktan var olan ancak görmezden gelinen o küçük aksaklıktı. O gevşek vida gibiydi.

Bu benim pragmatik kuşku tutumumdur belki de. Her şeye bir neden vardır denebilir, bu doğaldır. Fakat benim sabrım, o nedeni bulma takıntısından beslenir. Ve bazen görüyorum ki, aradığımız büyük, dönüştürücü sebebi değil; bütün bu gösteriyi mümkün kılan o en basit, belki de en önemsiz görünen ilk hatayı bulmak lazım. Çünkü büyük anlatılar, yalnızca o küçük başlangıç kusurlarının üst üste binmiş katmanlarıdır. Ve bu katmanlar, bazen en güçlü eleştiriyi hak ederler.